Yaratici Dusunme Becerisi

Mehmet Yapici, Afyon Kocatepe Universitesi

Egitim Politikalari Online Egitim Dergisi Sayi 5
.
2003 LGS’de 26448 öğrenci, 2004 LGS’de ise 32177 öğrenci sıfır puan almıştır (Cumhuriyet Gazetesi, 2004). Bu sonuçlar, ilköğretim kademesindeki başarısızlığı, tartışmaya açık olmayacak bir şekilde gözler önüne sermektedir. Aynı şekilde; 2003 PISA Projesinde, matematik, okuduğunu anlama, fen bilimleri ve problem çözme alanlarında, Türkiye’nin başarısı sonuçlar alması da, ilköğretim sistemimizin hem ulusal hem de uluslar arası sınavlar da başarısızlığını belgelemektedir.
.
Uluslar Arası Eğitim Başarılarını Belirleme Kurulu, 1994-1995 yıllarında, “Üçüncü Uluslar arası Matematik ve Fen Bilgisi Araştırmaları Projesi” (TIMMS) adlı bir proje yürütmüştür. Türkiye üç kez gerçekleştirilen bu çalışmalardan 1999 yılında yapılmış olanına katılmış, 38 ülke içinde, Matematik başarısında; 31. sırada; Fen bilgisi alanında ise 33. sırada yer alabilmiştir. Bir başka araştırmada; 2001 yılı Mayıs ayında Uluslar arası Okuma Becerilerinde Gelişim Projesi kapsamında, ilköğretim 4. sınıf öğrencilerine; okuma beceri ve alışkanlıkları, okuma becerilerini kazanmalarında ailelerinin etkisi, uygulanan öğretim yöntemleri gibi soruları kapsayan bir anket uygulanmış ve yanıtların değerlendirilmesi sonucunda 35 ülke arasında Türkiye 28. olmuştur (
http://www.cankaya.gov.tr).
.
İlköğretim kademesi, geleceğin entelektüel ve zihinsel beceriler açısından üretici bireylerinin yaratıldığı en önemli eğitim-öğretim kademesidir. Bu kademede, zihinsel, duyuşsal ve fiziksel açıdan gerekli alt yapıyı kazanan bireylerin, gelecekte, sorunlarla dolu yaşamın içinde, sorunların üstesinden gelmeleri beklenir.

İlköğretim kademesi yeterliliklerine ulaşmada, eğitim-öğretim ortamının bireyin yaratıcılığının destekleneceği bir yapıda olması gerekli görünmektedir. Bu yaratıcılığın nasıl sağlanacağı konusunda, son yıllarda, MEB’den başlayarak özel okullara kadar, bir dizi iyi niyetli çalışma yapıldığı görülmektedir. Ancak, yenilik adı altında, tek tipleşmeden vazgeçilemediği, sadece çoktan seçmeli sorulara yer veren ünite dergilerinin hararetle tavsiye edildiği görülmektedir. İlköğretim ders kitaplarında, çocukların merkeze alınmaya çalışıldığı da görülmektedir. Ancak, bir noktadan bakıldığında fazla değişen bir şeyin olmadığı da söylenebilir. Hala tek ders kitabından eğitim-öğretimin kurgulandığı görülmektedir. Ne kadar mükemmel olursa olsun teklik, eninde sonunda statüko, önyargı ve tek tip düşünme ile sonuçlanacaktır. Çünkü, yaşam tek değerli, tek kutuplu değildir. Oysa eğitim sistemleri öyleymis gibi davranmaktadırlar.
.
Eğitim-öğretim ortamında yaratıcılık, her şeyi bilmek zorunda olmayan, bilgiyi ulaşma yollarını bilen, farklılıkları destekleyen, tek cevapla yetinmeyen, eleştirel düşünen öğretmenlerin varlığı ile mümkün olabilir.
.
Eğitim sistemimizin derin bir yarası olan “ezbercilik”, “papağanlık”, “ham bilgi hamallığı”, biz öğretmenlerin yarattığı fiili bir durumdur. Bu fiili durumun ortadan kaldırılması için yapılması gerekenler, kuşkusuz bireylerin gücünü aşan bir güçlüktür. Ama hiçbir şey yapılamayacağı anlamını da gelmemelidir.
Yaratıcılık, yaratıcı olmayı gerektirir mi? Buna, kesinlikle evet ya da hayır demek güç olmakla birlikte; şu söylenebilir: yaratıcılık farklı çözümlerin, cevapların, bakış açılarının olabileceğini kabullenebilmektir. Eğer bu algı, yaratıcı bir öğretmenin etkinliklerinden çıkarsa, sonuç da daha memnuniyet verici olabilir.
Yaratıcılık sürecindeki ana belirleyici, öğretmenin niyetidir. Kant’ın söylemi ile özdeşlik kurarak söylemek gerekirse; “öğretmen yaratıcılığa niyet etmelidir”. Bunun arayışı içinde olmalıdır. Ve bunu engelleyen hiçbir yasa, kural, norm, yaptırım da yoktur. Yaratıcılığın önündeki engeller kuşkusuz; sistemde, öğretmen yetiştirme kurgusunda, ailede, toplumda aranabilir. Ama bundan önce, öğretmen olarak “ben ne yapıyorum, nasıl yapıyorum ve yaptıklarım ne işe yarıyor” diye de sormak gerekir.
Eğitim-öğretim ortamında, derslerde kazandırılması planlanan hedeflere ulaşmak için, dersin niteliğine göre bütün ölçme aracı türlerinden yararlanılabilir. Tek bir ölçme aracından yararlanmak, öğrencilerin yaratıcılıklarını da yok edebilir.
Hiçbir ölçme aracı tek başına, diğerlerinin yapabildiklerinin yapamaz. Her birinin kendine has bir özelliği ve niteliği vardır. Çeşitlilik zenginlik olduğuna göre; günümüzde olduğu gibi bir tek çoktan seçmeli ölçme araçlarını kullanarak, eğitim-öğretim ortamını fakirleştirmemek ve yaratıcılığı ortadan kaldırmamak gerekir.
.
Makalenin Tamami Icin Basliga Tiklayiniz.
.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s