Ümit Meriç’le Rüya’lara Dair

Değirmen Dergisi 33. sayı Rüya Dosyası

Röportaj – Pınar DEMİR

—Hocam, rüyâ hakkında Değirmen Dergisi olarak bir özel sayı hazırlanıyor. Siz, Türkiye’de rüyâlarını 30 yıldan uzun bir süredir günü gününe kayda alan tek insansınız. Sizin rüyâ okyanusunuza bir maşrapa da biz daldıralım istedik. Nedir rüyâ?

—Teşekkür ederim. Soru güzel. Ancak cevabını ne kadar bildiğimi bilmiyorum. Zira elimde tek bir sağlam dal var: “Sadık rüyâlar, vahyin kırk altıda bir cüzüdür”. Sadece İslamiyet için değil, bütün dinler için rüyâ konusu özel bir öneme sahiptir. Asur, Pers, Hind, Mısır, İbrani ve Hıristiyan geleneğinde rüyâlar hep özel bir saygı ile hâlelidir. Tevrat’ta geleceği haber veren birçok rüyâ vardır. Eyüb (as) göğsünden çıkan bir merdivenle göğe yükselir ve kavminin geleceğini görür.Yusuf (as) Firavun’un rüyâsını yorumlar. Rab, Musa (as)’ya ve peygamberlere rüyâda görünür. Rüyâ tabirleri Doğu’da da, Batı’da da ehil kişiler tarafından yapılır. Tabirnameler yazılır: Mesela dişini düşmüş görenin ölüm haberi alacağı Doğu’da da, Batı’da da aynı şekilde yorumlanır.

Hind ve Çin tıbbı, asırlardan beri rüyâlar üzerinden giderek hastalıklara teşhis koymaktadır. Karaciğeri bozuk olan hasta, rüyâsında ot, tarla, orman görecektir. Rüyâdan hareketle vücuttaki hastalığa tanı koymak Batı tıbbında da vardır ama Asya’daki kadar ileri seviyede olmadıklarını Batılılar da kabul ediyor. Eski Yunan’ın sağlık tanrısı Esculabe’ın mabedinde, gece hasta rüyâya yatırılır ve gördüğü rüyâ üzerinden hastalığın tedavisi cihetine gidilir. Bize tuhaf geliyor ama Aristo’ya da tuhaf gelmiş. Aklı, Tanrısı olan Aristo, “Rüyâların çıkması bir tesadüftür. Çıkmayan rüyâları ne ile izah edeceksiniz?” derken, konuyu belki de Freud’a takdim etmiş olacaktır.

—Ben de sözü oraya getirmek istiyorum. İki asırdır Avrupa psikolojisi, rüyâlara ayrı bir önem veriyor. Freud ve Jung ilk akla gelen isimler.

—Doğru. Yalnız Freud’dan çok önce de Batı’da rüyalar üzerinde çalışılmıştır. Descartes, “uyurken dikkat yoktur, irade yoktur, dış algılar kesilmiş veya en aza inmiştir ama beyin ve sinir sistemi çalışmaktadır” der. Rüya ile sezgiyi ve halüsinasyonu birbirinden ayırır. Maine de Biran “Rüyâ Üzerine Yeni Düşünceler” de, Descartes’dan daha ileri gitmiş ve rüyâları dörde ayırmıştır.

—Batı’nın varsayımlarını geçip Freud’la Jung’a gelirsek…

—Freud meşhur bilinç-altı kavramı ile bizi bir bilinmeyenden başka bir bilinmeyene taşımıştır. Saham olmadığı için fazla girmek istemiyorum ama Viyana kökenli bir Yahudi olarak formüle ettiği Oidipus ya da Elektra kompleksi, nefsin en alt mertebesi olan nefs-i emmare ya da nefs-i levvame ya da nefs-i mülhime’ye yani avamın nefsine tekabül ediyor olsa gerek. Ama nefsin sıfatları burada bitmiyor ki. Dördüncü nefs’den yedinci nefse kadar Havas’ın nefsi var: Yedinci nefs ise nefs-i safiye, Havas’ül Havas. Herhalde nefsi tezkiye sürecinde-bunu bir düşünme konusu olarak soruyorum-nefs-i emmarede olanın rüyası ile nefs-i safiyyede olanın rüyası birbirinden farklı olacaktır.

—Rüyâ, uyku sırasında zihne gelen düşünce ve hayaller olduğuna göre, rüyâ görmeyen herhalde, hiç yoktur. Peki, kaç türlü rüyâ var?

—Türkçedeki rüya kelimesi, konuyu açıklamakta yetersiz kalıyor. Fransızcada rêve ve songe (rev ve sonj) olarak iki kelime var. Unutulmayan, anlatılamayacak kadar kopuk olan, müphem rüyalara “rêve”, anlatılabilen ya da yazılabilen rüyalara “songe” deniyor. Bu ikisinin dışında bir de yakaza hâli var ki, uyku ile uyanıklık arasında çok kıymetli andır. Rahmanî rüyalar, yani vahyin 46’da bir cüz’ü olan rüyalar, en çok o lahzada zuhur eder deniyor.

—Niye deniyor diyorsunuz? Bu söyledikleriniz ilmen isbat edilmiş şeyler değil mi?

—Batı ilmi rüyalar üzerinde çalışıyor ya da çalışmaya çalışıyor. Çünkü konu bir türlü ihata edilemiyor; yumak, çözüldükçe dolaşıyor. Rüya ilmi konusunda Jung, Freud’un talebesidir ama bence onu aşmıştır. Freud’un, kendi rüyalarını hep merak etmişimdir. “Kişi kendin bilmek gibi irfan olamaz”. Jung, önce uzun yıllar kendi rüyalarını tesbit etmiş, onlar üzerinde çalışmış, ondan sonra da binlerce rüya dinlemiştir. Rüya defteri bir-iki yıl önce basıldı. Kırmızı ciltli, kalın, kocaman bir kitap. Orada şöyle diyor: “Bütün teorimi gençlik yıllarında gördüğüm çok yoğun rüya dönemim üzerine kurdum”.

—Hocam, ben de rüya görüyorum, herkes gibi. Rüyanın bir zamanı var mı, uyku süresi içinde?

—Evet var. Şimdilerde birçok hastanede uyku laboratuarları kuruldu. Uyuma bozukluğu olanlar burada teşhis ve tedavi ediliyorlar. Zira uykunun da bir matematiği var. Diyelim ki gece 11’de yattınız. Aslında bu saat yatsı namazı sonrası ve beyinciğimizin uyuyalım diye hafif bir uyuşturucu olan andorfini salgıladığı, biz fanîlerin de esneyip uykuya geçmek istedikleri saat. Bu anı kaçırmamak lâzım. Çünkü bu uyku trenine binmezseniz, uyku treni bir daha ancak iki saat sonra vücut istasyonuna geliyor. Kitabı–Televizyonu kapattınız, sohbeti-muhabbeti noktaladınız ve uyudunuz diyelim. İki saatlik ilk uyku paketiniz başladı. Önce hafif uyku, sonra derinleşme ve en sonunda iyice diplere dalış ve uykunun rüyâ faslı. Rüyâlar, bu iki saatten dört tane olan sekiz saatlik uyku programlarının hep son çeyreğinde görülüyor.

—Diyelim ki ilk dörtte birin sonunda biri bizi biri uyandırdı. Saat 1. Teheccüt zamanı değil mi?

—Tebrik ederim. Eğer uyandırılırsanız, zihin ve vücut ilk çeyrekte dinlenmiştir ve rüyâ muhtemelen hatırlanacaktır. Uyandırılmadınız diyelim. İkinci iki saatlik program başlıyor. Gece saat 3’de bitecek olan bu bölümün sonu, gecenin son üçte biri, yani Rabbi’l Alemin’in dünya semasına nâzil olduğu, duaların kabul edildiği zaman. Bakın, ilmin tesbit ettiği uyku programı ile irfanımızın öğrettiği ibadet programı nasıl da çakıştı!

—Peki, fizyolojimizin rüyâlar üzerinde hiç etkisi yok mu?

—Olmaz olur mu? En çok hatırladığımız rüyâlar, vücut ve ruh olarak en çok dinlendiğimiz demlere denk geliyor. Rüyâda işitmekten çok görürüz. Tad ve koku alınan rüyâlar daha nadirdir. “Çok yedim, kabus gördüm”, “Sola yatmışım, kalbim sıkışmış, gece acaib sıkıntılı rüyâlarla uğraştım”… Açsak, -Ramazan’ın gündüz uykularında- doyuruluruz; susarız, kana kana su içeriz. Bunlar hep hayvani tarafımızın rüyâdaki tezahürleri. Bir gün önceki duygular gece rüyalarına refakatçi olur. İhtiyarlayınca, gençlik yılları hafızanın ambarında diplerde saklandığı için, daha sık görülür.

—Bu geniş kanatlı yolculuk için gerçekten çok teşekkür ediyoruz. Ama biz sizin 1978’den beri tuttuğunuz otuz cildi aşan rüyâ külliyatınızı da çok merak ediyoruz.

—Ben de ediyorum. XVII. yüzyılda yaşamış “çekingen bir mutasavvıfenin Rüya Derteri”nden sonra, bilmem bizim dünyamızda, böyle kayıt altına alınmış rüya var mıdır? Seneler önce bir tanıdığım, onları alıp, sınıflayıp yorumlayıp Sorbonne’da bir Psikoloji Doktorası yapmak istedi. Vermeye mezun değildim. Ama bu hazine-yi evrakı ne yapacağımı bilmiyorum. Evvelâ ben bile bütününü, başından sonuna kadar bir kere okumadım. Rabbimden gelen bir emanet gibi kabul ettiğim için kimseye de okutmuyorum. Boğaz’ın serin sularına mı yoksa bir fırının sıcak bağrına mı teslim etmem lazım. Ona da henüz karar vermedim.

—Hocam, mahremiyetinize saygı duyuyoruz. Ama hiç değilse, o gül bahçesinden, birkaç gonca gösterseniz.

—Rüyâlarımın hepsini aynı kategoriye toplayamıyorum. Çocukken de, her sabah kahvaltıda bütün ailem, benim rüyâlarımı dinlerdi. Anlatmadan duramazdım. Namaza başladıktan sonra, hemen çıkıveren birkaç rüya gördüm. “Aklımı mı kaçırıyorum?” diye korktum. Böylece yazmaya başladım. Kendimi aldatmış olmak istemedim. Sonra rüyalar canlandı, uyanıyorum, hayat rüya imiş gibi geliyor; rüyâlar, gerçek hayatmış gibi. Bazı gece hiç rüya görmem ya da unuturum. Bir gece konu ve eşhas farklı, on yedi tane rüya gördüm. Hepsini kaydettim. Bazen Rabbime, bir müşkülüm varsa, bana doğruyu göstermesi için niyâz eder yatarım. Tekrarlanan rüyâlarım var. Velhasıl, saymadım amma herhalde bu otuz üç yıl boyunca 10.000 civarında rüyâ görmüşümdür. İyi bir rakam.

—Sağ olunuz Hocam ve bol bol hayırlı rüyalar görmeye devam edersiniz inşaallah. Konuyu -şimdilik kapatırken- ne söylemek istersiniz?

—Belki de öldüğümüz yani hayat denen rüyadan uyandıktan sonra, rüyânın gerçek manasını anlayacağız. Hayırlı ömürler ve hayırlı rüyâlar niyazıyla

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s