Avrupa Birliği’nde Azınlıklar: İspanya-Bask Örneği

Ece Özgün, Ankara Üniversitesi

28/08/2013 · Akademik Perspektif

Uluslararası ilişkilerde önemli bir sorun oluşturan azınlıklar konusu, 1990’lardan itibaren sadece bir ekonomik topluluk olmaktan çıkıp siyasi bütünleşmeyi hedefleyen Avrupa Birliği’nin de gündemini meşgul etmeye başlamıştır. Birçok uluslararası kuruluş tarafından standart bir tanım çerçevesinde ele alınarak, somut düzenlemelerle çözümlenmeye çalışılan “azınlıklar konusu”, resmi çerçevede net bir tanım ve uygulamadan uzak kalmış, dolayısıyla hukuki ve siyasi yaptırımlar ülkelerin kendi iç mevzuatlarındaki tercihlerine göre belirlenmiştir.

Avrupa Birliği de bu süreçte azınlıklarla ilgili olarak önemli girişimlerde bulunmuştur. Birliğe üye olmak isteyen ülkeler için en başta azınlık haklarına saygıyı kabul etme zorunluluğu vardır. AB’nin bu doğrultuda attığı adımlar, gerek uygulamaya koyduğu politikalar, gerekse Birliğe üye olmak için bunu zorunlu şart olarak koşması Birliğin bu konudaki tutumunu göstermektedir. Avrupa Birliği’nin, üye olmak isteyen ülkelere getirdiği koşullar arasında, azınlık haklarının korunması hususunun ön planda yer almasının başlıca nedeni Soğuk Savaş sonrası dönemde azınlıklarla ilgili yaşanan gelişmelerdir. AB’nin üye olmak isteyen aday ülkelere getirdiği bu zorunluluğun ilk sırada yer alması bu bakımdan önemlidir.

1990 sonrasında ise insan hakları ve özellikle azınlık haklarında devletlerin yükümlülüğü artmıştır. Azınlık hakları kavramındaki “ayrımcılığın önlenmesi” hedefinden “azınlıkların korunması” anlayışına doğru gidişat bunu göstermektedir. Soğuk Savaş’ın bitişinden bu yana geçen dönemde azınlıkların korunması yönündeki uygulamalar, devletlere azınlık haklarını özel olarak korumak gibi daha pozitif bir görev yüklemeye başlamıştır. Bütün bu açıklamalara dayanarak azınlıklara yönelik tutumun ve anlayışın değişim ve gelişim içerisinde olduğu söylenebilir. Özellikle azınlık hakları konusunda negatif ve pozitif haklar şeklinde bir ayrımın yapılışı bu bakımdan önemlidir.

Avrupa Birliği üyeleri arasında tek ve ortak bir azınlık hakları politikası üretilmemiş olsa da, üye devletlerin evrensel ve Avrupa merkezli örgütlerin azınlıklar üzerine kabul ettikleri prensipleri iç hukuklarında kabul etmelerini ve uyumlu düzenlemeler yapmalarını beklemektedir. Ulusal azınlıklar ve göçmenler arasında da ayrımların yapılması, AB bünyesine net bir azınlık tanımı yapılmasına ve ortak bir politika yürütülmesine engel olmaktadır. Bu da hem üyelerin hem de adayların azınlıklara yönelik farklı uygulamalarda bulunmalarının temel sebebidir.

Avrupa Birliği’nde azınlıkları inceleyecek olan bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, öncelikle azınlık kavramını ele alınmış ve sonrasında AB hukukunda azınlıklar temel antlaşmalar çerçevesinde incelenmiştir. İkinci bölümde, Avrupa Birliği’nde azınlık politikaların tarihsel gelişimi incelenmiştir. Son bölümde ise, Avrupa Birliği’nin azınlık politikalarında karşılaşılan sorunlar İspanya örneği kapsamında ele alınmıştır.

I. BÖLÜM: AZINLIK KAVRAMI VE AB HUKUKUNDA AZINLIKLAR

1. Azınlık Kavramı

Azınlık kelimesi Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Büyük Türkçe Sözlük’te “Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, ekalliyet, çoğunluk karşıtı” olarak tanımlanmıştır. Sosyolojik olarak azınlık ise “Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayıca az olan topluluk, ekalliyet” anlamına gelmektedir.[1]

BM İnsan Hakları Komisyonu Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu tarafından 1949 yılında kabul edilen azınlık tanımı hâlen BM’nin resmî azınlık tanımıdır. Buna göre; “bir toplum içinde sürekli etnik, dil ve dinî geleneklere yahut diğer önemli özelliklere sahip olan, bu özellikleri ile toplumun diğer kesimlerinden açık olarak ayrılan ve bu özellikleri muhafaza etmek isteyen, hâkim pozisyonda bulunmayan gruplar” azınlıktır.[2] Bu tanımda “vatandaş olma” kriteri yer almamaktadır. Bu nedenle, yabancı isçilerin, göçmenlerin ve sığınmacıların diğer kriterleri karşılamaları durumunda azınlık olarak kabul edilmeleri mümkündür.

Azınlık kavramının tanımlanması konusunda genel kabul ise, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu özel raportörü Francesco Capotorti’nin 1978’de yaptığı azınlık tanımı olmuştur. Capatorti’ye göre “Bir devletin nüfusunun geri kalanına göre sayısal olarak az olan, egemen konumda bulunmayan, üyeleri o devletin vatandaşı olan ve nüfusun geri kalanından farklı etnik, dinsel ya da dilsel özelliklere sahip olan, kültürlerini, geleneklerini, dinlerini veya dillerini korumaya yönelik üstü örtülü de olsa bir dayanışma duygusu gösteren bir grup” azınlıktır.Yani BM raportörü Capotorti’nin tanımı, bir azınlığın olduğunu kabul edebilmek için gerekli nitelikleri şöyle sıralamaktadır:[3]

1. Çeşitli bakımlardan çoğunlukla aynı olmayıp farklı özelliklere sahip olmak. Bu farklar günümüzde “etnik, dinsel, dilsel” olarak ifade edilmektedir.

2. Sayısal olarak ülke genelinde üstünlük sağlamamak. Ülkenin belli bir bölgesinde bu azınlığın, çoğunluk olması bir şeyi değiştirmez.

3. Başat (dominant) olmamak. Zira öyle başat azınlıklar vardır ki çoğunluğu ezer. Apartheid döneminde Güney Afrika Cumhuriyetindeki beyazlar bunun bir örneğidir.

4. Ülkenin vatandaşı olmak. Çünkü o ülkenin vatandaşı değilse farklı bir kategori olan “yabancı” statüsündedir. Yurttaş olmayanları örneğin “yeni azınlıklar” diye anılan göçmenleri ve mültecileri azınlık sayma yolunda yeni bir eğilim varsa da bunları “azınlık sayılmadıkları halde korumasız kalmamaları için azınlık haklarından yararlandırılmaları istenen dezavantajlı gruplar”dan saymak daha doğrudur.

5. Yukarıdaki dört unsur azınlık olmanın nesnel koşullarını oluşturur. Bir de öznel koşul vardır: Azınlık bilincinin varlığı. Nasıl ki sınıf bilinci olmadan sınıf olmaz, farklı olduğunun bilincine varmayan ve bu farklılığı kimliğinin vazgeçilmez koşulu saymayan birey veya grup da azınlık oluşturmaz. Bu, azınlık kavramının öznel koşuludur ve çok önemlidir. Örneğin çoğunluğa gönüllü olarak asimile olmak (çoğunluk içinde erimek) isteyen kişi veya grup azınlık sayılmaz.

Capatorti’nin tanımında da belirtildiği gibi, azınlık statüsü sadece devletin vatandaşı olan kişilere tanınmakta, uluslararası hukuk teamüllerine uygun olarak yabancı isçiler, göçmenler ve sığınmacılar azınlık kavramı dışında bırakılmaktadır. Benzer şekilde, sayıca az olan ancak egemen durumda bulunan gruplar da azınlık olarak kabul edilmemiştir. Ancak Capotorti’nin tanımı üzerinde ülkeler arasında ortak bir görüşe ulaşılamamıştır. Bunun üzerine Alt Komisyon, azınlık kavramını açıklığa kavuşturmak için, Jules Deschênes’den bir çalışma yapmasını istemiştir. Deschênes, 1985’teki çalışmasında azınlık tanımı:[4]

“Bir ülkenin nüfusu içinde sayısal olarak azınlıkta kalan, idareci olarak görev yapmayan, tarihsel olarak söz konusu devletin topraklarının belirli bir bölümünü işgal eden, devletin vatandaşları olarak kabul edilen bireyleri nüfusun diğer kesiminden farklı etnik, dinsel, dilsel veya kültürel özelliklere sahip ve kendi kültürlerini, geleneklerini, din ve dillerini koruma amaçlı gizli veya açık bir birliktelik sergileyen toplumsal grup.”şeklindedir.

Azınlık kavramını sosyolojik ve hukuksal iki farklı bakış açısından değerlendiren Oran; sosyolojik olarak azınlığı “bir toplulukta sayısal bakımdan azınlık oluşturan, başat olmayan ve çoğunluktan farklı niteliklere sahip olan grup” olarak tanımlamakta, hukuki tanımda ise Capotorti’nin yaptığı tanımı kabul etmektedir.[5]

Azınlık kavramı üzerinde ülkeler arasında tam bir görüş birliği olduğunu söylemek zordur. Bu nedenle Capotorti’nin yaptığı tanım temel alınmakla birlikte, tüm toplumlar tarafından kabul edilmiş bir tanıma ulaşılamamıştır.Ancak azınlıkları nitelendirmek için yapılan tanımlara bakıldığında çoğunda ortak birçok yön bulunmaktadır. Birkaç tanesi dışında bu tanımların çok büyük farklılıklar içerdiği söylenemez. Benzer özelliklere bakıldığında ise azınlık olarak tanımlanabilecek grupların beş özelliğe sahip olması gerektiği söylenebilir:[6]

Makalenin tamami icin tiklayiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s